Jüpiter karşı konuma yaklaşırken

Biz bitti demeden bitmez! :)

Bakmayın 2 yıla yakındır yazmadığıma… Aslında her gün bloguma girip ben de sizin gibi bakıyorum ama tabi benim bakmak dışında birşeyler de üretmem gerekiyor… Hem “her şey çok detaylı ve güzel olsun” hastalığımdan hem iş güç yoğunluğu hem de bu arada güzel bir kız çocuğu sahibi olduğum için :) olsa gerek buraya hak ettiği önemi veremedim. Sanmayın ki bundan sonra vereceğim, hayır! yine veremeyeceğim :) o yüzden beklentiyi düşük tutalım lütfen! Hatta bu yazıyı yazmaya bile son anda karar verdim…

20158073_399327463798414_1678908939386307077_o

Kızımın biraz büyümesi ile birlikte ben de artık sahalara döneyim dedim ve teleskobumu balkonda kurulu bırakmaya karar verdim. Bu sayede istediğim zaman hızlı bir şekilde gözleme hazır olabileceğim. Güneş ve yağmurdan etkilenmemesi için de brandacıdan su ve güneş ışığı geçirmeyen bir koruma kılıfı yaptırdım.

 

Bu sistemi sadece fişe takıp kamerayı da bilgisayarıma bağlayarak çekime hazır oluyorum. En fazla 5 dk diyelim.

 

Mayıs ayının sonlarına doğru Güneş-Dünya-Jüpiter dizilimi doğrusal bir şekilde gerçekleşecek ve gaz devi Jüpiter’in tüm yüzeyi aydınlanmış olacak. “Karşı konum da nedir?” diyenler lütfen buraya buyursunlar… Fakat bu tarihin 20 gün önce ve sonrası da çekim için harika zamanlardır. Geçmişte çektiğim karşı konum fotoğraflarımın tamama yakını çektiğim diğer fotoğraflara göre daha başarılı olmuştur. Sözün özü bu dönemden de beklentim yüksek…

Bundan yaklaşık 1 hafta önce çektiğim Jüpiter çalışmasını da bu uzun hasret dönemine son vermek için hızlıca sizlerle paylaşıyorum.

Bu kareyi elde etmek için yaklaşık 1.5 saat video çektim. 10 dk ara ile 12 video kaydettim ki aşağıdaki gibi gezegenin dönüşünü sizinle paylaşayım. :)

Animation1

 

1.5 saatte aşağı yukarı bu kadar dönen Jüpiter bir tam dönüşünü yani 1 Jüpiter gününü 9 saat 55 dk 41 sn de tamamlıyor. Ayrıca Jüpiter’in dev kütlesi nedeniyle yüzeyindeki bir kişinin ağırlığı Dünyadaki ağırlığına göre 2.53 kat daha fazla olacaktı!!! Hem günler kısa hem de kilo problemi yaratan bu gezegene böyle uzaktan bakmak sanırım en iyisi…

Bu kaydı 28 cm aynalı teleskop (Celestron c11edge hd), zwo asi224mc renkli gezegen kamerası, 2x televue powermate (teleskobun odağını büyütmeye yarayan = görüntüyü kaliteden ödün vermeden büyüten bir araç), zwo adc (atmosferde ışığın kırılıp renklerin farklı noktalarda odağa varmasına neden olan hatayı telafi eden sihirli bir aparat ama ben kullanmayı henüz tam olarak öğrenemedim) ve baader iruv (infrared-ultraviyole) engelleyici filtre ile çektim.

Her bir kare için 3 dk (180 sn) video çektim. Saniyede 45 kare toplayarak bir videoyu ortalama 7000-8000 frame ile tamamladım. Bunların da en iyi %25′ ini kullanarak bu sonuçları elde ettim.

Bu işle çok ilgilenmeyenler için çok karmaşık geleceğine eminim… Beni şimdilik affedin çünkü ilerde mutlaka bu işleri nasıl yaptığımı sizlerle yine bu platformdan paylaşacağım. Sabredemezseniz bana aşağıdaki yorum bölümünden acil olarak ulaşabilirsiniz :)

Ayrıca yine eksik gördüğüm bazı noktalar  bulursam ki kesin bulurum bu yazının altına “ek” notu düşerek yazıyı daha da detaylandırabilirim muhtemelen… Siz ara ara bir göz atın olur mu?

Ayrıca sanmayın ki ben bu arada hep yattım, tembellik yaptım. Hayır! o kadar da değil, benim için gezegen çekmeye kıyasla daha kolay işler yaptım. Mesela Ay’ın önünden ne geçiyorsa çektim ki onları da ayrı bir yazı konusu olarak paylaşacağım fakat siz balkondanevrene takipçilerine özel olarak ufak bir teaser vereyim :)

8a418677-c73b-47ed-9fdf-bea09c03cfc9

Şu videoda dikkat ettiyseniz Ay, parçalı tutuluyor!!! Sağ alt köşedeki Dünyamızın gölgesi gözden kaçmasın lütfen…  Yani yatmadık! :) Hepsini anlatacağım, söz…

Bu uzun arayı telafi edecek kalitede olmasa da sizlerle paylaşmaktan keyif alacağım bir çalışmayı ve tecrübemi paylaşmanın mutluluğu ile hepinize tekrar merhaba!

Gökyüzünüz açık olsun!

Merkür Geçişinin ardından…

Merhaba,

Bir önemli gökyüzü olayını daha kayıt altına alabilmenin daha da önemlisi şahit olabilmenin, farkında olabilmenin mutluluğu ile yazıma başlamak istiyorum. Merkür Geçişi herşeyden önce uzun zaman sonra gerçekleştirdiğim en aktif gözlem tecrübelerimden bir tanesi oldu. Neredeyse tüm gün, hatta hazırlık dönemini de saysam 1.5 gün boyunca teleskobum, ekipmanlarım ve gökyüzü ile baş başa kaldım. Baştan belirteyim ki klasik blog yazıları gibi kısa bir yazı olmayacak… Bol fotoğraflı, bol detaylı bir yazı çıkarmayı, aslında bir gözlem raporu yayınlamayı planlıyorum. Şimdiden sabrınız için teşekkür ediyorum.

9 Mayıs 2016 Merkür geçişi için zaten günler öncesinden izin yazmıştım. Pazartesi gününe denk gelmesi bu nedenle benim gibi çalışan bir amatör astronom için sorun olmayacaktı. Ama çok daha önemli bir sorunum vardı ki o da maalesef Mayıs ayında Güneş’ in ufuktan çok yükseliyor olmasıydı. Normalde biz astrofotoğrafçılar çekeceğimiz cismin mümkün olduğunca başucu noktasına yakın olmasını severiz. Çünkü cisim ufuktan ne kadar yüksek ise atmosferden o kadar daha az seviyede olumsuz etkileniriz. Sebebi cisimden gelen fotonların atmosferimizde, ufka yakın bir cisme göre daha az bir mesafe kat etmesi ve bu sebeple daha az deforme olmasıdır. Normalde Güneş çok yüksekte diye sevinmem gerekirken, doğal olarak balkondan bu kadar yükseği göremiyor olmam sebebiyle, bu önemli olayı nereden çekebileceğim konusunda ciddi ciddi kafa yoruyordum. Tüm ekipmanları arabaya atıp şehirden biraz uzaklaşmak elbette en basit çözüm ancak tüm gün sürecek bir etkinlik için elektrik vs gibi sorunların her ne kadar akülerim tam dolu olsa da beni tatsız sürprizlerle üzmemesi için farklı bir yol arayışına girdim.

En güzel ve en pratik çözüm, aslında evimin bir üst katı olan bina çatısını kullanmak olacaktı. Ancak güvenlik sebebiyle kilitli olan çatının anahtarını almanın kolay olamayabileceğini düşündüm. Malum memlekette astronomiye bakış açısı belli. Ne yaptığımı dahi anlamayacakları için olumsuz yanıt almaktan çekiniyordum. Sonra, isteyenin bir yüzü karaymış diyerek çaldım yönetimin kapısını ve deli damgası yemeden anahtarı kapmayı başardım. Tabi bir de “başıma bir şey gelirse, damdan aşağı düşersem, sorumlusu benim” şeklinde dilekçeyi imzalayıp teslim etmemi istediler, onu da verdikten sonra artık çocuklar gibi şendim :)

Gözlem öncesi hazırlık amacıyla oluşturduğum “yapılacaklar listem” tek tek tamamlanıyordu. Şimdi sırada yeni aldığım ve ışık geçirgenliği daha önce kullandığım gözlem amaçlı olan Baader ND5.0 Visual Güneş filtresine göre daha fazla olan Baader ND3.8 Photographic filtreme eskisi gibi bir hücre yapmak vardı. Hemen aynı marangoz kardeşimin kapısını çaldım ve fotoğrafta görülen 2 çemberi hafif ama dayanıklı bir malzemeden kestirdim. (Sanırım kontraplak)

Böylece bu görev de tamamlanmıştı. Artık çatıyı keşfe çıkıp kuruluma başlayabilir, hatta geçiş öncesi Güneş üzerinde hangi ekipmanları kullanacağıma ve hangi açılarda (yakın, uzak) çekim yapacağıma karar vermeye başlayabilirdim. Tabi ben teleskobu kurana ve ıvır zıvır işlerle uğraşana kadar akşam olmuştu bile. Geçişin, bir sonraki gün saat 14:12 de başlayacak olmasının rahatlığı ile prova işini bir sonraki güne bırakıp ekipmanın yeni mekandaki fotoğraflarını çekmeye başladım. Açıkçası gittiğim gözlem etkinliklerindeki doğal mekanları saymazsam, hiçbir zaman bu şekilde tüm gökyüzünü görebildiğim bir mekanda teleskobu kurmamıştım. Bu nedenle halen çok mutluyum. Her ne kadar tek seferlik anahtarı almış olsam da ilerleyen zamanlarda ben bu anahtar işini de çözerim :)

E tabi hazır ekipman çatıda beni beklerken onu öylece bırakmak içimden gelmedi ve akşam ilerleyen saatlerde Jüpiter çekmek için çatıya çıktım. Bu yıl Jüpiter ufuktan çok yüksekte olduğu için yeni balkonumdan bu süper gaz devini maalesef çekemiyordum. Fırsatı değerlendirmek için çatıya çıktığımda çok fazla rüzgar olduğunu gördüm. Oturduğumuz Tuzla Aydıntepe bölgesi gerçekten çok rüzgar alıyor. Bölgedeki yüksek tepelerden birine de kurulu olduğu için mahalle daima bir rüzgar altında desem yeridir. Gördüğünüz gibi amatör astronomun dertleri bitmiyor :) NBu rüzgar altında bırakın bir şey çekmeyi, gezegeni kadrajda tutmak dahi imkansız bir konu. Hal böyle olunca, enerjimi ertesi güne saklamaya karar verip, ekipmanı güvenli bir şekilde sarıp sarmayarak yatmaya gittim.

Sabah kalkınca ilk işim çeşitli hava durumu sitelerinden (poseidon, accuweather vb.) bulut ve rüzgarlılık durumuna bakmak oldu. Sabah hava hafif bulutlu da olsa saat 14:00 civarı yani tam geçiş esnasında açık olarak görünüyordu. Ancak sabah neredeyse esmeyen rüzgarın yine tam geçiş sırasında coşmaya başlayacağı da yazıyordu :( Yapacak bir şey yoktu, ben elimden geleni yapıp hazırlığımı yapmıştım. Artık gerisi gökyüzüne kalmıştı… Geçişe saatler kala ekipmanı hazır hale getirmek için çatıya çıktım ve mesaiye başladım. Bir sonraki geçiş 2019 ve 2032 yıllarının Kasım aylarında olacaktı. Kasım’ da hava durumunun izin vermeme olasılığı çok yüksek olduğu için açıkçası çok heyecanlıydım. 2012 yılındaki Venüs geçişini fotoğraflarken yaptığım hatalardan ders çıkarmıştım ve çok daha fazla tecrübe sahibi bir amatör astronom olarak yine de heyecanım doruktaydı. Zaten güzel olan da bu heyecanın hiç kaybolmaması…

Geçiş 14:12 de başlayacaktı ve amacım tam giriş anının bir videosunu kaydetmekti. Sonraki kısımlar için de o günlerde Güneş üzerinde görülebilen lekelerle Merkür’ ün bir hatıra fotoğrafını çekip, akşam Güneş batarken de Sabiha Gökçen havalimanına inen uçakları Güneş’ in önünden geçirmeyi planlıyordum. Çekim planım bu şekildeydi ve planlarım kısmen tuttu diyebilirim :)

Tübitak’ ın hazırladığı geçiş yolunu gösteren çalışma

Yeni Güneş Filtremi teleskoba takıp, elimdeki diğer renk filtrelerini de kameramın önünde takarak görüntü nasıl oluyor onu deniyordum. Her filtre ışığın farklı bir dalga boyunu süzdüğü için görüntüdeki detaylarda bir birinden farklı oluyorlardı. Testler sonucunda Astrodon marka Kırmızı (R) ve Yeşil (G) filtrelerin en iyi sonucu verdiğini gördüm. Yeşil filtre biraz daha gönlümü çaldı aslında. Çekimleri onunla yapmaya karar verdim.

Geçiş 1-1,5 saat kala bulut durumu pek de ümit vermiyordu. Fotoğraftaki gibi ince bir tabaka gökyüzünü kapladığı gibi, Güneyden, Bursa semalarından da sevimsiz, yoğun bulutlar yaklaşıyordu.

Dediğim gibi gökyüzüne güvenmekten başka yapacak birşeyim yoktu. Ben hazırdım, Merkür ve Güneş de hazırdı :) Bulutların insafına kalmıştık. Türkiye’ nin farklı bölgelerinde bu olayı görüntülemek için pusuya yatmış diğer amatörlerle sürekli bir telefon trafiği ile birbirimize bilgi aktarıyorduk Güneydekiler havanın açtığını haber veriyorlardı. Demek ki kısa bir bulutluluk ardından burada da hava tam anlamıyla açacaktı çünkü rüzgar Güney’ den esiyordu.

Ve beklenen an yaklaşmış, saatler 14:00 gelip çatmıştı. Son 12 dk içine girmiştim. Ne kadar hazır olsam da nadir bir gök olayına şahit olacak olmam sebebiyle kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. :) Bir aksilik olma ihtimali, bilgisayarın durduk yere bozulma riski, akünün çat diye bitme riski aklımdan geçip duruyordu. Bunların hepsi için önlemimi günler öncesinden almama rağmen yine de heyecan doruktaydı. Ve saatler 14:12′ ye vurduğunda Merkür Gezegeni Güneş’ in çeperinden kendini belli etmeye başlamıştı. Video boyutlarının çok yüksek olması sebebiyle, biraz küçülmüş haliyle giriş anını görebileceğiniz bir videoyu paylaşıyorum. Biraz sabırlı olursanız ya da sabredemez ileri sararsanız sol alttan sahneye giren Merkür’ ü görebilirsiniz.

Gün boyunca yaklaşık 140 GB’ a denk gelecek kadar tahmini 40-50 adet video aldım. Maalesef büyük bölümü rüzgar sebebiyle aşırı hareketli ve bu nedenle bunları işleyip düzgün bir sonuç çıkartmak çok zor. Rüzgar sebebiyle de zaten büyütme faktörünü çok fazla arttırıp yakın çekim yapamadım. Daha doğrusu büyütme yaptıklarım sadece hatıra olarak kalacak, güzel bir fotoğraf çıkartmak çok zor.

Ekran Resmi 2016-05-19 11.58.03

Ancak içlerinden en iyi bulduğum 2 tanesini işledim ve açıkçası bu sonuçlar benim için yeterli ve tatmin edici sonuçlar oldu. Umarım siz de beğenirsiniz. İlkinde giriş anının hemen ardından çektiğim ve Güneş’ in küreselliğinin de belli olduğu bir açıda, diğerinde ise Güneş lekelerinin de görülebildiği bir açıda Merkür’ ün görebiliyoruz. Güneş’ in yüzeyindeki detayı bu kadar iyi alabilmemin sebebi olarak hem daha çok geçirgenliği olan ND3.8 filtreyi hem de Astrodon Yeşil (G) renk filtresini görüyorum. ASI120MM kameram ile daha önce Güneş çekip çekmediğimi hatırlayamadığım için o faktörün etkisinden şimdilik emin değilim.

13198383_168635296867633_1207434236006698323_o

13147369_168635226867640_6576359706134434153_o

Geçiş sonrası 2. gün akşam oturup tüm videoları tek tek izledim. Kiminden kuşlar da geçmiş :) Ayrıca Merkür’ ün Güneş Lekelerinin yakınından geçtiği çok sayıda video var. Belki bunlardan bir animasyon da yapabilirim ilerleyen günlerde…

Geçişin sonlarında doğru yani Güneş batmaya yakın eşim de gözlem etkinliğime katıldı. Onunla birlikte bu sefer gözlem yapılabilen filtremizi takıp geçişi gözle izlemeye devam ettik. Açıkçası işin gözlem tarafı da çok çok keyifli idi. Yaklaşık yarım saat kadar bu şekilde gözlem yaptık.

img_0735

Ve benim için bir hırsa dönüşen, Güneş’ in önünden geçen bir uçağı çekebilme konusu için vakit gelmiş, Güneş ufka yaklaştığı için Sabiha Gökçen Havalimanına inen uçakların yaklaşma seviyesine kadar inmişti. Sabırla 4-5 uçağın inmesini bekledikten sonra nihayet Güneş tam olması gereken yüksekliğe inmiş ve beklenen an gelmişti. Sonrasında olanlar için sözü videoya bırakıyorum :

Muhteşem bir video olmuştu ancak maalesef tam o sırada Güneş’ in önündeki bulutlar sebebiyle Merkür ve lekeler görünmez olmuştu. Olsun ne yapalım… Kısmet! Günün sonunda harddiskimde bu önemli olaya ait kayıtlar, hafızamda gözlerimle gördüğüm geçiş anına ait süper görüntüler, hoş anılar, inanılmaz bir yorgunluk ve tüm gün Güneş altında kalmam sonucu esmerleşmiş bir tenle evimize döndük. :)

Umarım sizlerde bir şekilde bu geçişi gözlemleme fırsatı bulmuşsunuzdur. Bulamayanlar için neler olup bittiğini bir amatör astronomun gözünden elimden geldiğince detaylıca aktarmaya çalıştım.

Gökyüzünüz açık olsun!

Görüşmek üzere…

 

 

 

Karşı Konumdaki Satürn 2015

Yine uzun bir aradan sonra herkese merhaba. Bu kez ara vermemin sebebi astronomi hayatım açısından biraz daha faydalı oldu diyebilirim. Ev taşıdım desem sanırım bunun ne kadar meşakkatli bir iş olduğunu taşınanlar iyi bilecektir. Bu durumun astronomi açısından bana faydası ise yeni evin artık çok daha büyük bir balkonu olması oldu :) Henüz tüm teşkilatı yerleştirmesem de teleskobumun yeri kabaca fotoğraftaki gibi olacak. Her zaman olduğu gibi balkon tam olarak Güneye bakıyor :) Bu sayede tüm Güneş sistemi cisimleri balkonumun önünden tören geçişi yapacaklar. Eğer dünyanın Güney yarı küresinde bulunan bir evde oturuyor olsaydık bu sefer de Güneş Sistemi Cisimlerini görebilmek için balkonumuzun Kuzey’ e bakması gerekecekti.


Her ne kadar balkonun tavanındaki dış cephe kaplamasının uzantısı yüksekteki cisimleri görmemi zorlaştıracak olsa da bu durumdan tek etkilenecek gezegen şu sıralar çok yükseklerde gezinen Jüpiter olacak… Ay, Saturn, Mars, Güneş ve diğer hedeflerimde bir sorun yaşamayacağımı umuyorum.  Herşeyden önemlisi ve en güzeli ise teleskobu sabit olarak sürekli balkonda bırakabilecek olmam. Çekim sırasında eski küçük balkonlarımda yaşadığım yer darlığı sorunu da burada artık karşıma çıkmayacak. Bakınız aşağıdaki fotoğrafta Kurtköy’ deki geniş (!) çalışma ofisimi görebiliriz :)

Photo 20.06.2013 22 40 41 kopya

Taşınmanın etkilerini üzerimden atmaya başlamamla birlikte yakın zamanda eski balkonumda çektiğim ama paylaşamadığım bir çalışmamı da artık paylaşmanın vakti geldi de geçiyor.

Gezegen fotoğrafçılarının çok iyi bildiği üzere Dünyamızın Güneş etrafındaki hareketinin bir sonucu olarak yılda bir kez yörüngeler Güneş-Dünya-Gezegen olacak şekilde dizilirler. Astronomide bu dizilişe Karşı Konum adı verilir. Aman hemen panik yapmayalım. “Yörüngeler diziliyor” yazarak hurafecilere malzeme vermek değil amacım :) Bu dizilişin en iyi tarafı Dünya’ dan daha uzak yörüngedeki (Mars ve ötesi) gezegenlerin yüzeylerinin, Dünyadan bakan bir gözlemciye göre tam olarak aydınlanmasıdır. Hedefin her tarafının tam olarak aydınlanmış olması da (estetik amaçlı olarak ışığın farklı açılardan geldiği çalışmalar yapmak istemiyorsak) fotoğrafçılık tekniği açısından istenen bir durumdur.

Karşı konum sırasında hava da müsaade ederse gerçekten detaylı sonuçlar almak mümkün oluyor. Ne kadar yoğun olursam olayım karşı konumların tarihini elimdeki programlar ya da internetten mutlaka öğreniyor ve o gün mutlaka çekim yapmaya gayret ediyorum. Karşı konumun bir hafta öncesi ve bir hafta sonrası da çekim için uygun tarihlerdir. Yani öyle tam o gün çekmemiz şart diye bir durum söz konusu değil.

En güzel gezegen Satürn için bu durum Haziran ayının başında gerçekleşti. Şans mıdır yoksa İstanbul’ un Pendik bölgesinde Mayıs Haziran aylarında atmosferik görüş hep iyi mi oluyor nedir bilmiyorum ama geçen karşı konum döneminde de aldığım kayıt gerçekten güzeldi. Sonuç beni tatmin etti diyebilirim.

Sat_opposition_2015-05-30-2022_9_webjpg

Kullandığım kamera siyah beyaz kayıt alan bir kamera. Kameramın önüne renk filtreleri ekleyerek her renk için ayrı ayrı kayıtlar alıyorum. Her renk farklı dalga boyunda ışıma yaptığı için de filtrelerin gezegen üzerinde ortaya çıkarttığı detaylar farklı oluyor.

Photo 03.08.2012 21 49 28

Bu farklı kayıtları birleştirerek de ortadaki renkli sonucu elde ediyorum. Elbette renkli bir kamera ile de kayıt alıp daha az yorulmak mümkün. Ancak eşit büyüklükteki sensöre sahip renkli ve mono kameralar arasındaki çözünürlük farkı sebebiyle renksiz (mono) kamera ile daha yüksek çözünürlüklü sonuç almam mümkün oluyor. Ama bende bu işe bir renkli kamera ile başlamıştım ve 1-2 yıl da bu şekilde çekimler yapmıştım. İşi öğrenirken renkli kamera ile çalışmak kesinlikle büyük kolaylık.
2015 yılında hem fotoğrafçılık, hem gözlem hem de görüntü işleme tarafında kendimi çok geliştiremedim, astronomiye çok vakit ayıramadım. Havaların çok kötü olması bunda büyük pay sahibi olsa da elime geçen fırsatlarda da tembellik yapmadım dersem yalan söylemiş olurum… Umarım yeni balkonumda ve yılın kalan bölümünde hobime çok daha fazla vakit ayırıp gökyüzünün güzelliklerini sizlerle daha fazla paylaşabilirim…
Gökyüzünüz açık olsun!

Satürn ve Uyduları

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba… Ben bu blog yazarlağını sanırım layıkıyla yapamayacağım. :) Takip ettiğim başarılı bloglarda sık aralıklarla ama hap şeklinde bir solukta okunacak yazılar yayınlanıyor. Sürekli güncel bir bilginin paylaşılması da takipçilerde sadakat ve ilgiyi birlikte getiriyor… Amatör Astronomi gibi zaten takipçisi az olan bir hobi üzerine yazıp bir de benim gibi 3 ay ara ile yazınca başta kendim olmak üzere sanırım benden bir iki satır yazı bekleyen herkesi üzüyorum.

Bu kadar ara vermemin bir sebebi açıkçası işi hayatım. Bankacılık gibi sürekli yüksek tempo isteyen bir mesleğim olması beni çoğu zaman bir fotoğraf çekmekten/işlemekten alıkoyabiliyor. İkinci bahanem ise – bunu hiç yapmamış olsam da- maalesef detaylı ve uzun yazılar yazma isteğim. Günün sonunda hem bu kadar uzun ve detaylı çalışmalar çıkartamadığım gibi, bir de bu yüzden yazılarıma uzun aralar vermiş oluyorum…

Bu kadar ağladıktan ve günah çıkardıktan sonra :) artık sadete gelelim! Malum takvimlerimize göre Yaz geldi, ama havalar bir türlü Yaz’ a gelemedi. Hatta memlekette ilk kez ciddi ciddi bir şehir merkezinde hortum oluştu. 19 Haziran 2014 günü İstanbul Tuzla’ da saat 17-18:00 sularında etkili bir hortum meydana geldi. Daha 2 ay öncesine kadar çalıştığım ve 2.5 senemin geçtiği Tuzla’ da oluşan bu hortumu kaçırdığım için üzüldüğümü beni tanıyanlar iyi bilirler… :) Tabi işin şakası bir yana, bu felaketten zarar gören tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun…

Filmlerden görmeye alıştığımız manzaraları hayatımızın içinde görmek herkesi oldukça şaşırttı. Tabi benim gibi hobisindeki başarısı atmosfer’ in sakinliğine bağlı bir gezegen fotoğrafçısının aklındaki soru ise “acaba hortum’ dan sonraki atmosferik görüş nasıldır?” oldu…

Yağmurdan sonra yaptığım çekimlerde havanın temizlenmiş olması nedeniyle geçirgenlik tarafında çok başarılı ama sanırım yer yüzüne düşen yağışı buharlaşma ile tekrar göğe yükselmesi nedeniyle de seeing yani atmosferik görüş tarafında ise genellikle kötü oluyordu. Aynen hortum sonrasında da böyle oldu. Ama bu kez geçirgenlik çok çok daha iyiydi. Seeing ise fena sayılmazdı. 5x Powermate ile büyütme yapamasam da bu temiz havayı kaçırmamak için 2.5x powermate ile çekim yaptım. Hazır daha az büyütmüşken, kullandığım ZWO ASI20MM model kameranın 1280×960 çözürünürlükte olmasını da fırsat bilerek geniş açı bir fotoğraf ile uyduları da almak istedim. Fotoğrafın üzerine tıklayarak daha büyük halini görebilirsiniz.

Uydular_conv_2014-06-20-2006_AI_imzalı

Bu benim uyduları ile birlikte çektiğim ilk Saturn fotoğrafım oldu. Çok da mutlu oldum açıkçası. Uydular çalışmaya derinlik hissi kattılar, daha küçük olması nedeniyle de çok çok net bir Saturn de çekmiş oldum. Tek başına Saturn’ u 1.5x dijital büyüme ile şöyle görebiliriz;

PS-IRRGB_AI_imzalı1

Önceki çalışmalarıma bakarsanız bu yıl Saturn’ un halkasını daha iyi bir açıdan gördüğümüzü farkedebilirsiniz. Bunun nedeni Dünya’ mız ve Saturn’ un yörüngeleri üzerinde yol alırken birbirlerine göre bakış açılarının değişmesidir. Yoksa Saturn’ un eksen açısı değişmiyor :)

Yazımı tamamlamadan önce, hazır fırsat bu fırsat diyerek daha önceki günlerde çekmiş olduğum ama çok da memnun olmadığım birkaç Saturn çalışmasını da videosu ile birlikte paylaşmak isterim. Malum çok sık yazamıyoruz…

IRRGBconv_2014-06-13-2042_AI_PS_KATMANLI

RGBconv_2014-06-12-1913_AI_PS

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Gökyüzünüz açık olsun…

Karşı konumdaki Satürn

Fotoğrafçılar iyi bilir. Bir cismin fotoğrafını çekebilmek için normal şartlar altında ışığı arkamıza almak isteriz ki hedefin her tarafı aydınlansın. Bu işlemi yapmak normal şartlar altında kolaydır. Ya fotoğrafçı ya ışık kaynağı ya da hedef hareket ettirilerek bu ışık-fotoğrafçı-hedef doğrusu sağlanabilir. Peki ya bir gezegenden başka bir gezegeni çekmeye çalışıyorsanız ne yapacaksınız? :) Güneş’ i mi (ışık) oynatalım, fotoğrafçıyı mı (dünya) yoksa hedefi mi (hedef gezegen)…?

Neyse ki Güneş Sistemimiz dinamik bir yapıya sahip ve hareket halinde. Hepimizin bildiği gibi dünyamız 1 yıl içerisinde Güneş’ in etrafını tam olarak dolaşmaktadır. İşte bu sayede yılda yalnızca 1 kez de olsa bu doğrusallık sağlanmakta ve gezegen fotoğrafçılığı için bulunmaz bir fırsat doğmaktadır. Bu durum geçtiğimiz Pazar akşamı yani 28 Nisan gecesi Saturn için gerçekleşti. Aşağıda temsili olarak göreceğiniz görüntü de olduğu gibi Dünyamız, Saturn ile Güneş’ in tam arasında kaldı ve Saturn’ un Güneş’ e bakan tüm yüzeyi, halkaları tam olarak aydınlanmış oldu. E tabi ben de boş durmadım :)

Opposition Temsili

Sabah Antalya’ dan gelmeme ve çok çok yorgun olmama rağmen bu fırsatı kaçırmak istemedim ve akşam havanın kararmasından biraz önce sistemi kurdum. Hava kararıp Saturn ufuktan 20 derece kadar yükselince önce gözlem yapmak istedim. 240x büyütme ile Saturn uyduları ile birlikte gayet güzel görünüyordu. Daha sonra büyütmeyi bir miktar daha yükselterek 400x büyütme faktörü ile gezegeni gözledim. Bu sırada teleskobuma 5X Powermate ve 10X Televue Plossl takılı idi. Gerçekten devasa Saturn merceği dolduruyor ve eşimle bana harika bir göz ziyafeti çektiriyordu. Gezegenin bir miktar daha yükselmesi için beklemeye koyuldum. Gezegen fotoğrafçılığında çekeceğiniz cismin ufuktan yüksek olması tercih edilir çünkü bu durumda gezegenden gelen ışık atmosferimizin bozucu etkilerine daha az maruz kalır. O gece Saturn maksimum 37 derece yüksekliğe çıkacaktı ve ben de tam olarak o sırada çekecektim güzeller güzeli gezegeni.

Fakat saat ilerledikçe gökyüzünü ince bir sis tabakası kaplamaya başladı. Geçirgenlik kötü bir hal alıyordu. Hatta az önce doğan Ay’ ın çevresinde bu etki çok net görülebiliyordu. Yine de yılmadım ve iyi kötü bir kayıt almak için işe koyuldum. Atmosferik görüşün (seeing) bu sürede biraz bozulduğunu görünce 2.5x powermate ile yani daha düşük büyüme ile kayda başladım. Fena değildi. Aşağıdaki kalitede bir video elde ettim. Ve bu şekilde tam 2 Set video çektim. Aşağıdaki video yalnızca infrared ışığı geçiren bir filtre ile çekildi. Marka ve Modeli Astronomik IR Pro 807 dir.

Bu şekilde bir müddet çekim yaptıktan sonra Ay’ ın etrafındaki halenin kaybolduğunu ve ayrıca videodaki gezegenin de gayet net görünmeye başladığı gördüm. Elbette bu fırsat kaçmazdı. Hemen daha yüksek büyütmeli powermate’ i yani 5x Televue marka powermate’ i takarak büyütmeyi yükselttim. Görüntü gerçekten de fena değildi. Tam olarak şöyleydi;

Bu şekilde de tam 2 set renk filtelerimle kayıt aldım. Kullandığım kamera renksiz bir kamera bu bilinçli bir tercih ve bir avantaj. Ben kameranın önünde renk filtreleri koyarak çok daha yüksek çözünürlükte kayıt alıyorum ve daha sonra bunları çeşitli yazılımlarla (FireCapture, Registax, WinJupos,Astra Image ve Photoshop) işleyip nihai sonuca ulaşıyorum. Elbette renkli kameraya göre daha çok yoruyor ama kesinlikle bu yorgunluğa değecek sonuçları da veriyor.

Sözü daha fazla uzatmadan bu önemli olayı tarihe nasıl not düştüğümüze bakalım isterseniz… Açıkçası sonuç beni oldukça mutlu etti…

RGB Saturn Opposition_Ethem Hoca_2013-04-28-2232-2

Saturn Opposition 2013-2804-Web-İmzalı

Bir başka macerada görüşmek üzere…

Satürn’ e devam…

SATURN GIF Hizalama Tayfun

Burada da ilk Saturn GIF im var. 4 kare kullandım. 10 dk ara ile çekim yaparak sonuçları peş peşe oynatınca özellikle fırtınanın hareketi göze çarpıyor.

Animation1

Yukarıdaki ilk çalışmanın üzerinde biraz daha çalıştım… Renkler azıcık daha ortaya çıktı sanki… Saat 01:00 da çekmişim. Gezegen 44 derece yükseklikte. İşleme için çok farklı kombinasyonlar var. Oturup adam akıllı tek tek sıkılmadan incelemek lazım. Her renk kanalını (RGB) tek tek az-orta-çok işleyip sonra bu 9 kombinasyonu farklı farklı birleştirerek Astra İmage’ de yine aldığı kadar işlemek gerek. Belki çok daha iyi sonuçlarda çıkabilir olasığı adamı deli etse de işin zevkini kaçırmak istemiyorum. Hafta için zamanım olursa elimdeki diğer videolara da bakarım.

Ufuktan 10 derece yükseklikteki Venüs

15 Temmuz Jüpiter-Ay örtmesi olayını görüntülemek için ekipmanı hazır kurmuşken Türkiye Saati ile sabah 04:21′ de ufuktan yalnızca 10 derece yükseklikteki Venüs’ ü de çekmek istedim. Hilal evresi dışında bir atmosfer-bulut detayı bu yükseklikte yakalamak oldukça zordu zaten. Sonuç olarak böyle sade bir Venüs’ ümüz olmuş oldu.

Görsel